Yunan Hesiodes mitolojisine göre Prometheus, Zeus’tan ateşi çalarak insanlığa armağan eder. Buna öfkelenen Zeus, ceza olarak Prometheus’u Himalayaların buzullarında bir kayaya zincirler. Yanına da her gün ciğerlerini yemesi için bir kartal bırakır. Kartal her gün Prometheus’un ciğerlerini yiyecek, ama her seferinde ciğerler yeniden oluşacak, böylece Prometheus’a dayanılması zor bir işkence edilecektir.
Bir gün oradan geçmekte olan Herkül, Prometheus’u bu durumda görünce çok üzülür ve zincirlerini kırarak onu özgürlüğüne kavuşturur. Özgürlüğüne kavuşan Prometheus ilk olarak “Zeuslar yaşadığı sürece insanlar özgür olamayacak!” diyerek, insanlık tarihinin ilk özgürlük çığlığını haykırır.
Zeus, zincirlerin kırılmasına göz yumsa da halkaların kol ve ayak bileklerinde kalmasını sağlamış, böylece Prometheus sonsuza kadar cezalandırılmıştır.
Zeus, bununla da yetinmemiş. Emir eri olan Hephaistos’a emir vererek, balçıktan bir kadın figürü hazırlamasını ister ve ardından Pandora’yı yaratır. Pandora, Antik Yunan’da Tanrıların yarattığı ilk insan kadın demektir. Daha sonra diğer yalaka Tanrılar Zeus’un gözüne girmek için Pandora’yı ziyaret etmiş ve her Tanrı ayrı ayrı kendi özelliklerinden Pandora’ya hediyelerde bulunmuş. Zeki olan zekasını, güzel olan güzelliğini, güçlü olan gücünü, kötü olan da kötülük hediye etmiş. Zeus, bunların hepsini bir kutuya doldurarak kapağını sıkıca kapatıp, Pandora’ya vermiş. Artık Pandora en az Tanrıçalar kadar güzeldir.
Zeus, Pandora’yı elinde kutu ile, Prometheus’un ikiz kardeşi Epimetheus’a gönderir. Pandora’yı gören Epimetheus ona âşık olur ve ertesi gün evlenirler. Zeus, Pandora’nın kulağına kutuyu açmasını fısıldar. Kutunun açılmasıyla acı ve kötülük gibi özellikler bir anda dünyaya yayılmış, Zeus’un isteğiyle içinde sadece umut kalmıştır…
UMUT NEREDE?
Bütün yaradılış efsanelerinde olduğu gibi; burada da Tanrılar kadını, erkeği cezalandırmak için bir araç olarak kullanmıştır. Bu durum Musevilik’te de Hristiyanlık’ta da İslamiyet’te de böyledir. Yukarıdaki hikâyeye baktığımız zaman, bunun eşsiz bir edebiyat güzellemesinden daha öte bir şey olduğunu görüyoruz. Mesela, o zaman yaşadığına inanılan bir tek Zeus’a karşı, bugün binlerce Zeus olduğunu söyleye biliriz.
İnsanların zamanla kendi inanç ve sosyal koşullarına uyarlayarak yazdıkları bu senaryoların, bugün gerçekten yaşandığını görüyoruz. Zeuslar var! Yalakalar var! İnsanlar var! İnsanlara zulmedenler var, insanlara yardımcı olanlar var ama en önemlisi umut var! Gerçek hayatta kötü giden şartların yarın veya belki bir gün düzeleceğini umarak yaşamaz mıyız? Ağır hasta olan birinin, “belki bir çaresini bulurum” umuduyla farklı doktor ve hastaneleri dolaşmıyor mu? Günümüzde umut, insanları oyalamaktan başka bir şeye yaramıyor olsa da onsuz da yaşanmıyor.
Bugün ülkemizde emekli ve prim ödeyen çalışanların sayısı otuz milyona yakın. Ama tamamının aylık maaşı açlık sınırının çok altında, hatta ölüm sınırı diyebiliriz. Belki tam olarak açlıktan ölen olmasa da yetersiz beslenmeden ölen çok fazla insan olduğunu söyleyebiliriz. Çalışmayan kesim çöpten karnını doyurmaya çalışırken; köylü üretemiyor, ürettiğini satamıyor. Hayvancılık bittiği için et fiyatları astronomik rakamlara ulaştı. Kürt sorunu gerçekten biter mi bilinmez, ama bir sürecin başındayız. Umarım sürecin sonu yeni, mutlu bir özgürlüğün başlangıcı olur, Kürt kardeşlerimiz de başta anadil olmak üzere kendi kimliklerine kavuşur.
Herkesin bir umudu var. Kürt halkı özgürlüğünü umut ediyor; on milyonlarca emekli ve çalışan kesim maaşının iyileştirilmesini umut ediyor; çiftçi, toprağını tekrar ekip biçeceği günlerin gelmesini umut ediyor. Ankara’da aylardan beri maaşlarını alamayan eylemci maden işçileriyle; kendilerine insanca maaş bağlanması için bacakları ellerinde gösteri yapan gazi ve şehit yakınları da var… Kimisi çürük raporu alarak askerlik yapmadığı gibi, kimisi de zengin olduğu için para karşılığında askerliğini yapmış sayılanlar da var.
Parası olmayan yoksul gençler, vatan için canını dişine takıp kolunu, bacağını, canını siperlerde bırakırken; parası olduğu için askerlikten muaf tutulan şımarık zengin çocukları ülkenin masum kızlarına tecavüz edip, cesetlerini ortadan kaldırıyor ve devletli babalarının gölgelerine sığınıyor.
MASUMLARIN DUYULMAYAN ÇIĞLIĞINDA BOĞULACAKSINIZ
Devlet AKP/MHP olduğundan beri mağdurlara kulağını kapattı. Taciz, tecavüz, kadın cinayetleri, uyuşturucu sürekli yükselişte. Ama iktidar seksen beş milyon insanı dinle uyutup, enflasyonu gelecek yıl düşürme vaadiyle umutlandırıyor. Bizim umudumuz bizim bir işimize yaramıyor, ama kapitalist sistemin yarattığı Zeusların iktidar ömrünü uzatıyor. Her sene yeni bir umutla diyanet, mafya ve siyaset yumruğu altında ezilmeye devam edeceğiz. Yeter ki Allah kimseyi askerlik yapmamak için çürük oğlan babası yapmasın!
